Randevu için 0212 230 94 21

Bitkisel Tedavi Tuzaklarına Düşmeyin


 

Bu yazı Romatolog Dr. Selda Öktem tarafından kaleme alınmıştır…

Romatolojik hastalıkların toplumdaki bilinilirliği azdır. Genellikle kireçlenme ile de karıştırılmaktadır. Çoğu kişi romatizmal hastalıkları sadece eklem ağrısı ve kas-iskelet sistemi sorunu olarak bilmektedir. Halbuki bu tür hastalıklar son derece karmaşıktır, bağışıklık sisteminin kendi kendine zarar verdiği hastalıklardır. Dolayısıyla tüm vücuttaki doku, organ ve sistemler bu hastalıklardan etkilenebilir. Saçınızdan gözünüze, böbreklerinizden akciğerlerinize kadar birçok organın romatolojik hastalıklardan etkilenebilmesi söz konusudur. Düzenli doktor kontrolü ve ilaç kullanımı gerektirir.  Tanıları da tedavileri de oldukça zor ve karmaşıktır. İşte bu nedenle bu tür hastalıkları takip etmek uzmanlık ister. Hatta önce iç hastalıkları uzmanı olmak ve sonra romatoloji uzmanlığı yapmayı gerektirir.

Ancak son yıllarda kendini fitoterapist olarak adlandıran kişiler tarafından birtakım bitkilerin tohumları ve yaprakları ya orijinal haliyle ya da konsantre edilmiş şekliyle tedavi amacıyla kullanılıyor. Bu bitkilerle romatizmayı tedavi ettiğini iddia eden fitoterapistler internete “en iyi romatizma doktoru” sıfatıyla reklam vermekten de çekinmiyorlar. Aynı kişilerin verdiği diğer reklamlarda “en iyi onkolog” olduklarını da görüyoruz. Fitoterapistler her türlü hastalığı tedavi edebilecek kadar kendilerini yetkin görmektedirler ve bir nevi umut tacirliği yapmaktadırlar. Bir kişi hem romatolog, hem onkolog, hem kulak burun boğaz hekimi gibi davranabilir mi?

Bitkiler yüzyıllardır tedavi amacıyla kullanılmışlardır. Hatta bugün birçok ilacın hammaddesi bitkilerdir. Bitkilerin içinde eser miktarda bulunan etken maddeler alınarak, yoğunlaştırılarak ve birtakım işlemlerden geçirilerek standart tablet veya kapsül şekline getirildiğinde ismi ilaç olmaktadır. Bir bitkinin ilaç haline gelmiş tabletindeki etken madde oranında alınabilmesi için her gün, belki kilolarca tüketilmesi gerekir. Bunun dışında, laboratuar ortamlarında hazırlanan sentetik ilaçlar da mevcuttur. Özellikle son yıllarda üretilen yeni ilaçlar, hastalıkların oluşma mekanizması bilinerek geliştirilmektedir. Daha nokta etkisi yapabilmektedir. Elbette yan etki profilleri de yüksek olabilmektedir. Ancak tedavide kar zarar dengesini gözetmek gerekir.

Bitkilerin şifalı özellikleri olduğu doğrudur ancak hastalıkları tam anlamıyla tedavi edemezler. Hastalığa bağlı bazı yakınmaları azaltabilirler. Destek olarak ilaçlarınızın yanında kullanmanızda sakınca olmayabilir ama ilacın kesilerek onun yerine kullanılması son derece yanlıştır.

Fitoterapistlerin en büyük hatalarından bir diğeri modern tıbbı kötülemeleridir. Tıp fakültesi bitirmiş ama ihtisas yapmamış bazı fitoterapistler ise uzman doktorlara savaş açmış durumdadır. Bu tavrın altında psikolojik faktörlerin yer aldığı aşikardır. Modern tıbbın insanları hasta ettiğini ve ilaç adı altında kimyasal maddelerle zehirlediğini iddia ediyorlar. Böyle bir yorum son derece tehlikelidir. Çünkü hastaların ilaçlarını bırakmalarına ve hekimleri yerine aktarlara koşmalarına neden olmaktadır. Ayrıca ısırgan otunu da, yeşil çayı da fazla tüketirseniz onun da yan etkilerini görürsünüz. Mesela yeşil çayın biraz fazla tüketilmesi hipertansiyonu tetikler…

Hayattaki en temel kural dengedir. Bitkilerin ağrı dindirici, iştah kesici vb. gibi etkilerinden faydalanabilirsiniz ama ilaçlarınızı bırakmamalısınız. Ağrınızın azalmış olması hastalığın ilerlemediği anlamına gelmez. Özellikle romatolojik kas-iskelet sistemi hastalıklarında bir bakmışsınız ki, eklemlerinizde şekil bozukluğu oluşmuş ve sakatlık sınırına gelmişsiniz… Bu tür tuzaklara düşmemek için biraz sağduyulu düşünmeye ihtiyaç olduğu açıktır. Biz hekimlerin görevi hastalarımızı hem tedavi etmek hem de tuzaklar konusunda uyarmaktır.

 

Romatolog Dr. Selda Öktem

 

 

Randevu için 0212 230 94 21 Facebook'ta Takip Et

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir